“Çocukların kendi yolunu bulmasına izin verin.”
Kübra Ünver
Psikolog Kübra Ünver, çocukların tıpkı yetişkinler gibi kendi hayat yolculuklarını yaşadıklarını belirtiyor. Ünver’e göre, her birey dünyaya kendine özgü bir gelişim süreciyle geliyor ve özellikle çocuklar, çevrelerini gözlemleyerek bu süreci deneyimliyor. Ancak ebeveynler, bir mühendis gibi çocuklarının geleceğini inşa etmeye çalıştıklarında, farkında olmadan onların bireysel gelişimlerini baskılayabiliyor.
Bu nedenle Ünver, ebeveynlerin bir çoban gibi rehberlik etmesini tavsiye ediyor. Anne babaların, çocuklarını belirli bir kalıba sokmak yerine, onların özgün bireyler olarak gelişmelerine imkân tanımaları gerektiğini belirtiyor. Başarının belirli bir kalıba uymakla sağlanamayacağını vurgulayan Ünver, böyle bir anlayışın hem çocukları hem de ebeveynleri suçluluk ve yetersizlik duygusuna sürükleyeceğini, toplumu ise tekdüze bireylerden oluşan homojen bir yapıya dönüştüreceğini ifade ediyor.
Bireyleşmenin tamamlanmış bir varoluş değil, sürekli gelişen bir süreç olduğunu belirten Ünver, ebeveynlerin çocuklarına “Ya olursa?” kaygısıyla değil, “Bu ihtimal olsa bile…” güveniyle yaklaşmalarının, onların sınırlarını, yeteneklerini ve değerlerini fark etmelerine yardımcı olacağını vurguluyor.
“Kontrol etmek değil, destek olmak önemli.”
İnci Yıldız
Ebeveynlik, yalnızca çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı olmayan, aynı zamanda onun psikososyal gelişimini şekillendiren dinamik bir süreç. Dar görüşlü ebeveynlik ise çocuğun bireyselleşmesini engelleyen, katı sınırlar ve aşırı kontrol ile onu belirli bir kalıba sokmaya çalışan bir yaklaşım.
Uzman Psikolog İnci Yıldız, bu ve benzeri tutumların, çocuğun öz yeterliliğini ve karar alma becerilerini zayıflattığını vurguluyor. Freud’un psikanalitik kuramını hatırlatan Yıldız, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki bilinç dışı dinamiklerin, bireyin sağlıklı bir kimlik inşasında oldukça kritik bir rol oynadığının altını çiziyor ve aşırı korumacı ebeveynliğin, çocuğun dış dünyaya dair güven geliştirmesini engellediğini ve kaygı temelli bir kişilik yapısına zemin hazırladığını belirtiyor. Donald Winnicott’un “yeterince iyi ebeveyn” tanımına da dikkat çeken Yıldız, anne babaların kusursuz olmaktan çok, çocuğun bireysel sınırlarını tanıyan ve ona esneklik sunan bir rehber olmaları gerektiğini düşünüyor.
Deneyimli psikolog, etkili ebeveynliğin bireyselleşme ve rehberlik arasında hassas bir denge gerektirdiğini; çocuğun psikolojik bağımsızlığını desteklemeyen ebeveynlerin, aslında onun gelişimini değil, kendi çözümlenmemiş meselelerini yansıttığını vurguluyor. Sağlıklı bir ebeveynlik anlayışının ise öncelikle bireyin kendi içsel dönüşümüyle mümkün olduğunu belirtiyor.
Kaynak: Nevbahar Dergisi